• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Ekonomik Kalkınma Modelleri Nelerdir ?

Ekonomik Kalkınma Modelleri Nelerdir ?

A ) DENGELİ KALKINMA (BÜYÜME ) MODELİ : Birbirlerini tamamlayacak şekilde veya birbirlerine talep yaratacak şekilde farklı sektörlere es anlı olarak yatırım yapılır.
• Rosenstein – Rodan‘ın Büyük İtişTeorisi , dengeli kalkınmayı açıklamak üzere kullanılabilir.Buna göre özel sektör , piyasanın küçük olması nedeniyle yatırım yapma konusunda isteksizdir. Rosenstein – Rodan , sanayi isletmelerinin optimum ölçeğe ulaşabilmesi için piyasanın yeterli ölçüde geniş olması gerektiğini vurgulamıştır. Piyasanın küçük olması teknik olarak talebin bölünemezliği olarak da adlandırılır.
• Az gelismis ülkeler durgun ülkelerdir.Bundan kurtulma için kisi bası gelir artış hızı belirli bir esik değere ulaşmalıdır.
• Piyasanın genişletilmesi ve kalkınmanın ilk hareketini meydana getirebilmek için az gelişmiş ülkelerde kamu tarafından , özel üretken yatırımlara dışsallık yaratacak şekilde sosyal sabit sermaye yatırımları(alt yapı yatırımları) yapılmalıdır.
• Rosenstein – Rodan ‘ın yanı sıra Lewis ve Nurkse de dengeli kalkınmanın savunucularıdır.

B ) DENGESİZ KALKINMA (BÜYÜME ) MODELİ
• Albert Otto Hirschman’ın öncülüğünde ekonomide ekonomide öncü sektörlere yatırım yapılması bütün sektörlerin gelişmesini sağlar. Az gelişmiş ülkelerde iktisadi kaynak kıttır ve bu ülkeler dengeli kalkınmayı gerçekleştirecek teknik bilgiye ve teknik personele sahip değildirler. Bu nedenle ülkeler ya sosyal sabit sermaye yatırımlarında (altyapı) yada doğrudan üretken faaliyetlerde yoğunlasmalıdır. Hirschman ın somut önerisi az gelişmiş ülkelerin kaynaklarını öncelikle ara imalat sanayisine aktarmasıdır.Bu sektörün ileri ve geri bağlantıları yüksektir.
• Perroux , Scitovsky ve streeten gibi iktisatçılar dengesiz kalkınmayı savunmuslarıdır.

C ) YOKSULLUĞUN KISIR DÖNGÜSÜ (NURKSE) : Yoksul ülkelerin yoksul olmalarının sebebi yoksulluktur. Yoksulluğun kalkınmışlığın önündeki en büyük engel olduğunu söyler. Yoksulluk Tuzağı da denen bu modelde az gelişmiş ülkelerin gelir düzeyi düşük olduğu için düşük tasarruf ederler buda düşük yatırıma dönüşür ve bu döngü böylece devam eder gider.

D ) SINIRSIZ EMEK ARZI MODELİ (ARTHUR LEWİS) : Nobel ödüllü iktisatçıya göre az gelişmiş ülkelerde dual ekonomi(modern kesim ve tarım kesimi) vardır.Sanayi kesiminin ihtiyaç duyduğu emek tarım kesimden sağlanacaktır.Sanayi kesiminin ihtiyaç duyduğu is gücünü yüksek ücretler vererek tarımdan sağlamasına sınırsız emek arzı denir.

E )HARRİS – TADORO MODELİ : Kırsal kesimden kentsel kesime göçü inceler. Göçlerin nedeni ücret farklılığıdır. Kentte sanayi sektörü olduğundan is bulacağını düşünen kırsal kesim kente göçecektir.Ayrıca kentte işsizliğin azaltılması için daha fazla üretim tesisi açılacak ve buda köyden kente göçü arttıracaktır ki buna Tadoro Paradoksu denir.

F ) SINGER – PREBISCH MODELİ : Yapısalcı model olarak literatürde yer alan bu modele göre dış ticaretin az gelişmiş ülkelerin kalkınmasında faydalı olmayacağı görüsüne dayanır. Gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkelerin yapacağı dış ticaret sonucunda az gelişmiş ülke zararlı çıkacaktır.Yapısalcı modele göre kalkınmanın sağlanabilmesi için özel girişimciye devlet desteği şarttır.Büyüme anca yardımla olur diyen ve borçlanmayı savunan prebisch e karsı singer dıs borçlanma be yabancı yatırıma karsı çıkar.

G ) BAĞIMLILIK YAKLAŞIMI (BARAN – FRANK ) : Sömürge olmaktan kurtulan az gelişmiş ülkelerin ekonomik olarak sömürgesi oldukları ülkeye bağımlılıktan kurtulamamaları sanayileşme ve kalkınmayı engelleyen sebeptir.

H ) KURUMSALCI MODEL (MRYDAL – AYRES ) : Mrydal ekonomide ki kutuplaşmaya değinirken ayres teknolojik gelişmenin önündeki engel toplumun geleneklere bağlı bir yapı sergilemesidir der. Mrydal ise kalkınmanın veya sanayileşmenin belirli bölgelere toplanması az gelişmiş ülkelerin lehine olacak ve diğer bölgeler kalkınamayacaktır. Kutuplaşma kalkınmanın önündeki en büyük engeldir der buna karsı çıkan perroux ise kutuplaşmanın top yekun kalkınmayı sağlayacağını düşünür.

I ) DEMOGRAFİK GEÇİŞ TEORİSİ : Nüfus büyüme oranının bağımlı , iktisadı büyüme ve kalkınmanın ise bağımsız değişken olduğu bir yaklaşımdır.

K) KRİTİK MİNUMUM ÇABA TEZİ (HARVEY – LEİBENSTEİN) : Kisi bası geliri gelir artış hızının nüfus artış hızını kalıcı bir şekilde aştığı düzeye kadar yükseltmek amacıyla yapılması gereken yatırımların , gerçekleştirilmesi için gerekli minimum çabayı ifade eder.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?